Türk Borçlar Kanunu, konut ve çatılı işyeri kiralarını genel kira hükümlerinden ayrı ve daha ayrıntılı düzenler. Tahliye sebepleri sınırlıdır. Kiracının sözleşmeye aykırılığı, tahliye taahhüdü, gereksinim veya yeniden inşa gibi başlıklar birbirinin yerine kullanılamaz.
Yazılı tahliye taahhüdü uygulamada sık başvurulan bir dayanaktır. Taahhüdün belirli bir tarihi içermesi, kiralananın tesliminden sonraki bir iradeye dayanması ve şekil koşullarını taşıması aranır. Boş bir kâğıda alınan imza veya sözleşme kurulurken peşinen imzalatılan metinler uygulamada tartışmalıdır.
Kira bedelinin belirlenmesi ile tahliye farklı davalardır. Bedel uyuşmazlığında hâkim, somut taşınmazın durumunu ve dönemsel yasal çerçeveyi gözetir. Konut kiralarında artış oranına ilişkin dönemsel sınırlar değişebildiği için, sözleşmedeki yüzde kaydı tek başına sonucu belirlemez. Hangi kira yılına hangi sınırın uygulandığı ayrıca kontrol edilmelidir.
Depozito, ayıplı kullanım ve aidat borçları da yazışmayla başlar. Malik, ayıbı öğrendiği andan itibaren makul sürede bildirim yapmalıdır. Kiracı ise ödediği bedellerin dekontunu saklamalıdır. Banka kaydı olmayan elden ödemeler ispatı güçleştirir.
İhtarname, doğru sebebe ve doğru süreye bağlanmalıdır. Tahliye ihtarı ile temerrüt ihtarı aynı metinde gelişigüzel birleştirildiğinde talep dağınık hâle gelir. Önce amaç netleştirilir, sonra metin yazılır.
Bu açıklamalar genel niteliktedir. Tapu, sözleşme ve ödeme dökümü görülmeden bir tahliye veya bedel görüşü oluşturulmamalıdır.
Bu yazı 28 Eylül 2026 itibarıyla genel bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Hukuki danışmanlık veya somut olaya uygulanacak bir görüş değildir.


